Ciao Milano

IMG_7094

Geçen haftayı bayram tatilinden faydalanarak İtalya Milan’da geçirdik. Benim Milan’a ikinci gidişim. Ama ne Como Golünü, ne Milan Expo’yu, ne de Navigli ve Brera bölgelerini görmüştüm. Gitmeden herkes neden Milan’a gidiyorsunuz, orası İtalya’nın en sıkıcı yerlerinden dese de, bütün aşağıda yazdıklarımı gördükten sonra bunun hiç de doğru olmadığını gördük.

Doha’dan Muscat aktarma ile 8 saatte Milan Malpensa Havaalanı’na ulaştık. Buradan Malpensa Express ile Cadorna istasyonuna geldik ve metro ile Duomo’nun hemen yanındaki otelimize yerleştik. Otelin adı Hotel Ambassciatori. Lokasyonu mükemmel olsa da yazdıkları gibi 4 yıldızlı bir otel değildi. Gelelim gezip gördüklerimize.

Öncelikle Ekim 2015 sonuna kadar Milan’a yolunuz düşerse Milan Expo biletlerini almayı unutmayın, akşamına da tabi ki Cirque De Soleil’in Alla Vita şovunu kaçırmayın. Biz biletleri gitmeden internetten aldık, Expo alanına da şehir merkezinden metroyla kolayca geçtik. Her ülkenin farklı alanlarının bulunduğu Expo’da konsept yiyecekler ve gıdanın sürdürülebilirliği. Bu nedenle değişik ülke alanlarında sergilerden dijital şovlara, dans gösterilerinden ülkelerin kendi restoranlarına kadar her şey bulunuyor. Laos birası, ardından Arjantin Şangriası içip İsveç’in Lindt çikolatalarından yiyebileceğiniz, Çek ve Fransız biralarını tadarak üzerine de Türkiye alanında döner dürüm yiyebileceğiniz, akşamüzeri de İtalyan alanında duraklayıp aperativo yapabileceğiniz, kısacası deli gibi yiyip içip yorulabileceğiniz bir yer Expo. Tavsiyem, eğer Expo’ya ayıracak 1 gününüz varsa tüm ülkeleri bitirmeye çalışmamanız, çünkü bitmiyor. Bu arada Expo’ya en fazla yatırımı Katar, ardından da Fransa yapmış.

Başka bir günümüzü Como Golünde geçirdik. Eğer bizim gibi gölün daha sevimli olan doğu tarafına – Varenna ve Bellagio’ya geçmek isterseniz Milano Centrale tren istasyonundan Varenna- Esino trenine binmeniz gerekiyor. Varenna’dan Bellagio’ya ise feribotlarla 10 dakikada geçebiliyorsunuz. Las Vegas’taki Bellagio Hotel’e ismini veren bu köyde ufak bir yürüyüşe çıkın ve adanın diğer yanındaki merdivenlerden göle girip yüzün. Dönüşte Varenna’ya geçip günü Bar Il Molo’da bitirin. Mükemmel manzara eşliğinde yemeğinizi yiyin ve şarabınızı için.

Milan şehri için öncelikle turistik olan Duomo katedralini, yanındaki Galleria Vittorio Emanuele II ve Castello Sforzesco’yu görün. Kalenin arka tarafındaki Sempione Park’ta dinlenin ve kalenin hemen yanındaki meydanda bulunan Il Panino Politico isimli büfeden Panini yiyin. Teatro Alla Scala’yı görmek istiyorsanız bizim gibi bir gösteriye bilet alın ve 2 saatinizi dünyanın en önemli opera merkezlerinden olan Teatro alla Scala’da geçirin. Leonardo’nun Last Supper eserini göremedik çünkü buna haftalar öncesinden rezervasyon yapmak gerekiyormuş, bilginiz olsun. Akşamları Milan sokaklarında gezerken tesadüfen Piazza Vetra’daki öğrenci kalabalığına karıştık ve biz de yerde oturarak italyan spiritz kokteylimizi içtik. Sonrasında Navigli kanalındaki kalabalığı takip ettik ve kanal çevresindeki bar ve cafeleri gördük. Kanalın sonundaki alanda cumartesi sabahları Fiera di Sinigaglia isimli bir flea market kuruluyor. Burada ikinci elden orjinal ürünlere kadar birçok kıyafet ve ürün bulabiliyorsunuz.

Alışverişe gelirsek, Milan içerisinde çoğu mağaza indirimdeydi. Katar’la kıyaslanmayacak kadar çok seçenek ve mağaza bulunca biz de kendimizi tutamadık tabi.
Via Monte Napoleone ve Vittorio Emanuele’de biraz daha lüks mağazalar bulunurken şehrin kuzeyinde bulunan Il Salvagente’de markaların ve tasarımcıların ürünlerini outlet fiyatında bulabiliyorsunuz. Piazza Duomo ve Castello Sforzesco arasındaki trafiğe kapalı caddede de bir çok mağaza bulunuyor. Navigli’de ikinci el dükkanlarının bulunabileceği şehirde bizim en çok sevdiğimiz yerse Duomo’nun hemen yanındaki tasarım mağazası La Rinascente oldu.

Planımızda bir günü de Cinque Terre’de geçirmek olsa da 3 saatlik tren yolculuğu gözümüzü korkuttu ve bu planı başka bir zamana erteledik.

Milan’da her restoran ayrı bir tasarım, yemekleri ayrı bir tad. Mutlaka Milan’ın Burrata’sını tadın, Milanese risotto, cotoletta alla milanese ve kuru etlerinden yemeden dönmeyin.

Eğer Katar’dan Milan’a gider ve yanınızda İtalyan zeytinyağı, zeytini, peyniri getirmek isterseniz sınırda bize sorun çıkarmadılar. Şarap getirmedik tabi ama ufak boyutlarda getirdiğimiz gıda ürünlerine açıp bakmak bile istemediler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s