Afrika’da Bir Cennet: Cape Town

DSCN4920

Bugünkü yazımda size Afrika kıtasında bir ülkeden bahsedeceğim: Cape Town. Güney Afrika’nın en fazla nüfusa sahip 2. şehri olan Cape Town, Hint ve Atlas okyanuslarının birleştiği yerde, Afrika’nın güney ucunda yer alıyor. Şehirde konuşulan diller Afrikaans ve İngilizce. Yaz mevsimi ise kuzey kürenin tam tersine Kasım-Şubat arasında yaşanıyor.

Doha’dan yaklaşık 9,5 saatlik uçuş ile şehire varıyorum. Gitmeden o kadar çok kişi bu şehrin güzelliğinden ve yemeklerinden bahsetti ki, beklentilerim ve heyecanım oldukça yükseklerdeydi. Yaklaşık 5 gün şehirde olsak da Cape Town’a en azından  7-8 gün ayrılmalı.

Yemekler gerçekten muhteşem. Deve kuşu, timsah, zebra ve kunduz eti, ya da her türlü deniz ürünü tek kelimeyle mükemmel. Her restoranda bulunsa da şarap rotalarını bir günlüğüne de olsa mutlaka ziyaret edin. Şehir merkezinden yaklaşık 30-40 dakika uzaklıkta olan Stellenbosch, Franschoek ve Paarl bunlardan başlıcaları ve şarap tadımı yapabilmeniz de mümkün.

Şimdi gelelim bizim kisa tatil anılarımıza. Otelimiz Waterfront’da The Commodore Hotel’di fakat otele verdiğimiz para sadece lokasyonuna değerdi. İlk gün, check-in saatinden önce otele vardığım için bavulumu almaları ve sonrasında da kaybetmeleri otelin değerini daha da düşürdü gözümde. Neyse ki buna karşılık olarak Table Mountain manzaralı bir odamız ve bir şişe de şarabimiz oldu. Cape Town’a tekrar gideceğimi düşündüğüm için tatil sırasında kalınabilecek oteller listesini yaptım – ki hiç biri Waterfront’da değil. Aşağıda bu otelleri ayrıca yazacağım.

Turistlerin yaş ortalaması genelde yüksek. İlk gün yan tarafta oturan 60-70 yaşlarındaki çiftin şehri 7. ziyaretleri oldugunu duydum. Hayatımda ilk kez o yaştaki bir çifti kıskandım diyebilirim.

Cape Town’a gitmeden araba kiralamanız lazım demişlerdi. Waterfront’ta kalıyor ve hemen hemen her gününüzü turlar ile geçiriyorsanız arabaya ihtiyacınız yok, üstelik Uber var ve ücretler de Katar’a nazaran oldukça uygun. Güvenlik konusu da ayrı bir soru işaretiydi ama geceleri kimsenin yürümediği gizli yollara girmediginiz surece hiç bir sıkıntı yok. Hava alanı merkeze 20 dakika uzaklıkta ve Uber ile 170 ZAR tutuyor (Qatar parası ile yaklaşık 40 QR) Şehir Katar’a oranla oldukça ucuz, ama bir yandan da Afrika ruhu barındıran ufak bir İngiltere gibi. Waterfront tarafında genelde beyazlar hakim, fakat iç kısımlara gittikçe siyahlarla da karşılaşıyorsunuz. Çok fakirler de çok zenginler de var. Greenpoint tarafında Yahudiler yaşarken renkli evlerin süslediği Bo Kaap alanında Müslümanlar yaşıyor.

İlk günümde yalnız olduğum için Waterfront’da ufak bir yürüyüş turuna çıktım, Den Anker isimli Belçika barında deniz kenarında Table Mountain manzarası ile şarabımı içtikten sonra akşamında da bar ve kafelerin sıralandığı Long Street’e geçtim. Girdiğim Buena Vista Social Club adındaki Cuba barındaki barmenlerden barın sahibinin Cengiz isimli bir Türk olduğunu öğrendim – şaka gibi.

Ertesi gün sabah Green Market Square’de erken saatlerde sıkı pazarlık ile Afrika maskeleri, dekoratif ahşap oyma heykeller ve yağlı boya resimler aldım. Giderseniz aklınızda olsun, üzerinde 3,500 Rand yazan maskeyi dahi 300 randa alabildim, sırf erken saatte gittiğim ve ilk müşterinin şans getirdiğine inandıkları için. Maske biraz korkunç, uçaktaki türbülansı ve onu aldığımız gece çıkan fırtınayı yarattığına inansak da Katar’a getiriyoruz belki yağmur getirir buralara diye 🙂

Sonrasında Waterfront’taki akvaryumun hemen önündeki Watershed isimli markette sattıkları tasarım ürünlerine bakıyoruz, ve yine hemen yanındaki Food Market’da birkaç Güney Afrika yemeği ve birası tadıyoruz. Yanımıza bir paket kuru et ‘Bintong’ alarak hop on hop off otobüs turuna çıkıyoruz. Hava güzel olduğundan genelde sis ile kaplı Table Mountain’a teleferikle çıkabiliyoruz. Yine aklınızda olsun, hava güzel ve dağ sis örtüsü ile kaplı değilse hemen dağa çıkın. Yoksa teleferikler çalışmıyor ve yürümek kaçınılmaz oluyor. Sonrasında The Camps Bay’den geçerek sahil yolundan Waterfront’a dönüyoruz, Camps Bay’in denizi buz gibi sahiline bayılıyoruz.

Diğer gün için şarap turuna çıktık özel bir turla. Stellenbosch, Franschoek ve Paarl isimli bölgelerde öncelikle Fairview Wine and Cheese’de şarap ve peynir tadımı yapıyoruz. Pinotage ve buranın özel Homtini şarabına bayılıyoruz. Ardından La Motte isimli biraz daha kaliteli görünümlü bir yerde şarap tadımına devam ediyoruz. Yaklaşık 10 kadeh şarap içtikten sonra sıra yemeğe geliyor ve Franschoek’deki La Petite Ferme’de mükemmel bir öğle yemeği yiyoruz. Tura dahil olmasa da şampanya da tadabilmek için turumuza yol üzerindeki ‘Haute Cabriere’ye geciyor ve biraz da şampanya tadıyoruz. Son durağımız Boschendal. Burada da açık havada tadım yaptıktan sonra otel yakinlarindaki V&A’deki Willoughby & Co’da harika sushi ve tempura kombosu yiyoruz. Akşamında Cape Wheel isimli dönme dolaba binerek 4-5 tur atıyoruz ve otelimize donuyoruz.

Waterfront’taki mükemmel mojito yapan barlar, gün batımında gökyüzünün pembeleştiği anlar ve Harbour House’daki şampanya keyfimiz tatilimize renk katiyor.

Diğer gün yine internetten satın aldığımız fotoğraf turu ile aşağıdaki rotayi takip ediyoruz:

Muizenberg Beach – renkli kabinlerin bulunduğu sahil, fotoğraf meraklısıysanız kaçırılmayacak bir destinasyon.

Kalk Bay Harbour – fok balıklarını izleyip balıkçıları gözlemleyebileceğiniz, arada bir de geleneksel fish&chips yiyebilecğiniz ufak bir balıkçı kasabası.

Simon’s Town – yine deniz kenarında fish&chips yiyebileceğiniz, Kalk Bay’den biraz daha düzenli ve sakin bir kasaba.

Boulders Beach – Koruma altındaki, aynı zamanda Jackass denilen, sevimli görünse de aslında vahşi olabilen penguenleri izleyebileceğiniz sahil. Eskiden ziyaretçilerin penguenlerle yüzmelerine bile izin verilirken şimdi sadece yukarıdan izlenebiliyorlar.

DSCN4985

Cape Point – Table Mountain National Park’ın yeşillikleri içerisinden geçerek ulaştığımız Güney Afrika’nın en güney doğusundaki ucu. Burası, yıllarca suyun renginin değişmesi ve farklı görünmesi nedeniyle Hint ve Atlas okyanuslarının birleştiği nokta olarak görülse de aslında okyanusların birleştiği nokta Cape Agulhas.

Cape of Good Hope (ümit burnu) – yine yıllarca iki okyanusun birleştiği sanılan, deniz seviyesindeki burun. The Flying Dutchman isimli hikayeye konusunu vermiş bu yerde lanetli hayalet denizcilerin olduğu söylemleri varmış. Dönüş yolunda ise park çıkışında, parkta deve kuşu göremediğimiz için deve kuşu çiftliğine gittik.

Chapman’s Peak View Point – Yine dönüş yolunda Chapman’s Peak Drive isimli dar yollardan geçerek ulaştığımız bu nokta, Hout Bay ile Noordhoek arasında kalan bir dağ.

Kısacası Cape Town, bizim için çok kısa da sürse doğal güzellikleri ile kalbimizi fethetti. Köpek balıklarıyla dalıs, game reserve’lerde bir kaç gün geçirerek safari, sky diving ve daha niceleri için Cape Town’a bir kez daha gidilir.

Şimdi gittiğimiz bir kaç yerden Cape Town meraklilarina öneriler:

Öğle yemeği: Franschoek’teki La Petite Ferme’de et veya kuzu eşliğinde kendi yapımları olan şaraptan için. Manzara mükemmelden de öte!

Akşam yemeği: Eğer balık yemek isterseniz Waterfront’daki Baia Seafood Restaurant’a reservasyonunuzu yaptırarak gidin. Sushi ve asya yemekleri severim, manzara önemli değil ama trendy olsun derseniz V&A içerisinde Willoughby & Co denemeye değer. Devekuşunu da gelmişken denemeliyim derseniz yine Waterfront’da Baltazer isimli restaurantta hem gelen geçeni izler hem de şarabınızı yudumlayarak yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Kalınası oteller: The Camps Bay’de hemen sahilin üzerindeki The Bay Hotel, Green Point’teki Waterfront’a biraz daha yakın olan La Splendida, ya da şehir içerisinde kalmak isterseniz (ki pek tavsiye etmem) Grand Daddy Hotel.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s