Polonya Düğünü

PL3
Royal Castle, Warsaw

Bu yazımda bayram tatilimizin ilk kısmı olan Polonya’dan – daha doğrusu bir Polonya düğününden bahsedeceğim.

Doha’dan Varsova’ya vardıktan sonra arabamızı kiralayıp direk Kielce kasabasına gidiyoruz. Düğün, kilisede yapılan dini tören ile başlayıp, kaldığımız otelde devam edecek. Otele giriş yaptıktan sonra aceleyle hazırlanıp önceden saati belirlenmiş ve bizi kiliseye götürecek olan otobüse doluşuyoruz. İlk kez bir kilise töreni izleyeceğim için, sanki ben evlenecekmişim gibi heyecanlıyım!

Düğün hani filmlerdeki gibi kızın babası ile kiliseye girmesi ile başlıyor. Kız Polonyalı, erkek de Alman olunca ayinlerin çoğu Polonyaca okunuyor, birkaç yerde de oğlanın ailesinin gönlü olsun diye Almanca konuşuyorlar. Ben tabi pek bir şey anlamıyorum, herkes ayağa kalkınca ben de kalkıyorum, oturunca da oturuyorum. Yaklaşık 15 kez oturup kalktık, ayinler okundu ve ardından gelin ile damat birbirlerine güzel sözler edip yeminlerini ettikten de sonra rahip, İsa’nın kanını temsil eden şarabı ve bedenini temsil eden ekmeği hazırladı ve koridorda isteyenlere ekmeği dağıttı. Ben o neymiş ya bana da versinler diye bir adımımı koridora atmışken bir el beni geri çekti.

Yaklaşık 1,5 saat sonunda törenin bitmesiyle herkes dışarı çıktı. Gelin ve damat kilise kapısında görününce konfetiler patlatıldı, fotoğraflar çekilip kutlama için sıraya girildi. Yeri gelmişken, kilise kapısında atılan pirinçler bereket getirmesi içinmiş. Fakat Almanya’da bunları yiyen kuşların, pirinçlerin şişmesiyle midelerinin patlamasının ardından bu gelenek yasaklanmış!

IMG_6057
Old Town Market Square, Warsaw

Altın geleneği olmadığı için hediyeler ya kutuya atıldı ya da şahitlere emanet edildi. Seremoni yaklaşık 1-1.30 saat sürdü ve biz otobüs ile otelin yolunu tuttuk.

Otelin girişinde kokteyl masaları kurulmuş, şampanya kadehleri doldurulmuştu. Havada drone’lar, otelin kapısında üzerinde shot bardakları olan bir tepsiyle bekleyen – büyük ihtimalle bir aile büyüğü ve kalabalık, yaklaşık yarım saat boyunca gelinle damadın gelmesini bekledik. Çift sonunda otele geldi ve direk shotlara yöneldi. Boş bardakları kafalarının üstünden arka tarafa fırlattılar ve ben daha ne olduğunu anlayamadan yine kafamıza yüzlerce çikolata yağmaya başladı. Bizdeki çiçek atma geleneği yerini Polonya’da shot bardaklarına ve çikolataya bırakmış demek. Sonrasında gelin damadın kucağında, otele giren çiftin arkasından kalabalık da parti salonuna alındı.

Salonun girişinde yine şampanya bardakları ile kendimizi kocaman bir dans pistinde bulduk. Davetliler çiftin etrafında yuvarlak oluşturacak şekilde toplandı ve gelin yine Polonyaca gelenlere teşekkür edip kadehini kaldırdı, davetlileri diğer salona yemeğe beklediklerini duyurdu.

Masa düzeni diğer salon girişindeydi ve tabi ki bizim masamızın ismi Doha’ydı. Hem a-la-carte hem de açık büfe yiyeceklerin bulunduğu salonda tüm gece boyunca 3 çeşit ana yemek verildi. Polonyalıların oturdukları masalarda votkalar akarken hiç birinin yüzünde sarhoş ifadesi olmaması oldukça etkileyiciydi. Aralarından biri, bize votka shotları ile koca bir turşu getirdi. Turşuyu dilimlere ayırıp, shotın hemen ardından yememizi söyledi. Bu da ayrı bir Polonya geleneğiymiş.

Kielce'deki kilise
Kielce’deki kilise

Yemek sırasında topluca dışarı çıkıp kızlar – erkekler fotoğraf çekimleri yapıldı, pasta erkenden kesildi. Bizdeki gibi pastayı misafirlere dağıtan olmadı, herhalde onu da onlarca çeşit pasta ve tatlinin olduğu açık büfe alanına bıraktılar.. Gecenin ilerleyen saatlerinde kimi dışarıda sigara içip muhabbet ederken, kimi de içeride çeşitli dans oyunları oynadılar. Bazıları o akşamki Almanya futbol maçını izleyebilmek için kısa bir süre odalarına kaçtı. Daha da ilerleyen saatlerde, havanın da aydınlanmasıyla herkes bir yerlerde içmeye ve muhabbet etmeye devam etti. Sanıyorum sabah 3-4 civarıydı, kendimizi gelinin Polonyalı amcasıyla konuşmaya çalışırken bulduk. Ben bir Antalyalı olarak bildiğim tüm Rusça kelimeleri saysam da pek anlaştığımız söylenemez. Maksat gönüller bir olsun.

Ertesi gün, check out yapmayacakmış gibi sorumsuzca eğlenmenin karşılığını Varsova’ya dönüş yolu boyunca damarlarımızda hissettik. Renkli Varsova’da günün kalanını geçirdikten sonra hava alanına geçip asıl tatil destinasyonumuza – İzlanda’ya doğru yol aldık.

Polonya da akıllarımızda votka shot ve turşu olarak yer etti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s